MEDENİYETLER ŞEHRİ MARDİN…

MARDİN gezimiz, Güneydoğu Gezileri arasında en muhteşem geziydi.

Sabah erken kalkıp Mardin yollarına düştük.  Diyarbakır üstünden Mardin’e geldik. Bir buçuk iki saate yakın sürdü. Mardin’e gelir gelmez hava değişti. Karayolları misafirhanesine eşyalarımızı bırakarak bize rehberlik yapacak Fırat Bey’i aradık. Başladık Mardin yolculuğumuza.

Bize mihmandarlık yapan Fırat Bey’e minnettarlığımızı ayrıca yazmadan geçemeyeceğim.  Bu nasıl bir sabır ve tahammül gücü kadınlara karşı…

Bismillah diyip soluğu Kasımiye Medresesi’nde aldık. O nasıl bir ihtişam… Mezopotamya’yı tepeden seyrediyorsunuz. Zaten eski Mardin dedikleri kısımdan her taraf Mezopotamya’ya bakıyor.   Kasımiye Medresesi kesme taştan yapılmış, medrese ve camisiyle külliye gibi. En çok dikkatimi çeken şey ortasından akan çeşme ve duvardaki kan. Söylenenlere göre şehit kanıymış ve yüzyıllardır çıkmıyormuş duvardan lekesi.  Çeşmelerdeki değişik mantığı daha sonra açıklayacağım. Şu topraklardaki medreselerde hatta manastırlarda da aynı mantığı gördük.

Neyse Kasımiyye Medresesi’nden mest olarak ayrıldık. Fırat Bey bizi eski Mardin’in net ve bütün olarak göründüğü bir yere götürdü: bir tepenin üstüne… Taştan evler, farklı mimari, tuhaf şekilde insana huzur veren bir hava…

Manzarada güzel güzel resim çektikten ve lezzetli kaçak çayla demlenmiş çaylarımızı yudumladıktan sonra yolumuza devam ettik. Ulu Camii’ye giderken Fırat Bey durdu hemen sağ tarafta, bir Sahabe-i Kiram var dedi. Bu bölgede epey var Sahabe-i Kiram kabr-i şerifi… Taaa Halid-i Velid zamanında gelmiş birçoğu. Buralarda şehit olmuşlar.

Ulu Camii’ye geldiğimizde tam öğle namazı vaktiydi. Namazlarımızı burada kıldık. Çok muazzam taştan bir yapı… Mardin’in en eski camisi… Çevresindeki kapalı çarşılarla kapalı bir kutu içinde mücevher gibi duruyor.

Camiden sonra Fırat kardeş bizi Mezopotamya topraklarını ve Mardin’i çok güzel göreceğimiz bir çay bahçesine götürdü. Çaylarımızı yudumlarken enfes manzara karşısında tarifsiz duygular içindeydik. Büyülenmiş gibiydik.

Soluğu Daruzzaferan Manastırı’nda aldık. Mardin’e 4 km uzaklıkta… Süryani Kadim Cemaatine ait…  Halen kullanılıyor. Tertemiz ve bakımlı, taştan bir yapı… Milattan önce güneş tapınağı olarak kullanılmış. Bir ara kale olarak da kullanılmış. 15.yy da yetiştirilen safrandan dolayı Zafaran ismini almış.

Manastırdan Nusaybin yoluna girdik. Suriye’ye doğru yola çıktıkJ Pasaportlarımız yanımızda olsa geçerdik de. Nusaybin yolunda Dara Köyü var. Dara Harabeleri bulunuyor. Enteresan bir yer… Koca bir tepenin altındaymış, oyularak çıkartmışlar yerleşim alanını. Sarnıçlar, yeraltı zindan yolları, kendini hayretle seyrettiriyor.

Dara’dan Nusaybin’e yöneldik. Nusaybin’den Suriye o kadar yakın ki… Yolda ara ara zırhlı araçlar gördük. Buralar için normalmiş. Suriye sınırından uzunca gittik. Suriye topraklarının ışıkları görülüyor rahatlıkla. Eee tabi adı üstünde sınırJHatta mayınlı bölgeleri de gördük. Zaten çok merak ediyordum. Burada kaçak epey mal varmış söylediklerine göre. Özellikle çay alın gelmişken denildi. Elektronik eşya, oyuncak,  parfüm vs her şey var. Biz fazla takılmadık bunlara. Nusaybin’de bize  Serdar Bey  ve eşi Yasemin Hanım eşlik etti. Şirin ve hoş bir aile… Allah ortak paydaları olduktan sonra muhakkak birilerini gönderiyor yardıma.

Nusaybin’de Zeynel Abidin Türbe ve Camisi vardı. Allah razı olsun bizi ağırlayan Serdar Bey’in eşi Yasemin Hanım hatırlattı ve götürdü. Ziyaretimizi yaptıktan sonra artık akşam olmaya da yakındı. Fakat Nusaybinli dostlarımız bizi Beyaz Su denilen bir yere çıkartmak istediler. Bizler de kırmadık ve peşlerine takıldık. Aman Allahım nasıl bir yer burası… Şakır şakır akan suların içinde resmen divanlar kurulmuş. Ayaklarınızı suya sokabiliyorsunuz. Taht gibi suların içinde yemek yiyorsun. Karşınızda kavaklar sıra sıra… Suya soktuğunuz ayaklarınızı fazla durdurmadan çıkartıyorsunuz. Su çok soğuk, rahat karpuz çatlatır. Kebaplarımızı yerken ayrı bir keyif aldık. Akşam namazlarımızı kılıp Mardin yoluna koyulduk. Aklıma yolda buralarda olan olaylar geldi. İçimizde de hiç ne korku ne tedirginlik var. Buralarda milyonlarca insan yaşıyor. Asıl dert onların…

Mardin gece muhteşem oluyor. O nasıl bir manzara, uzaktan pırlanta gibi parlıyor.  Yaklaştıkça artan pırıltılar gözleri kamaştırıyor. Misafirhaneye kendimi attıktan sonra sabah nasıl oldu hatırlamıyorum.

Son günümüz geldi çattı. Hepimiz birkaç gün daha olsaydı, iyi gidiyorduk demeye başladık.  Beş gündür birlikteyiz ve hiç kimse kimseden hoşnutsuz değil elh. Gerçekten yolculukta insan daha iyi tanınır dememişler boş yere.  Yolda başınıza her şey gelebilir ve verdiğiniz tepkiler anında karakterinizi ortaya çıkartabilir.

Allah için ekibimiz nadide ve çok değerli insanlardan oluşuyordu. Yanlarındayken huzur duyduğum, derdi anında anlayan, akıllı başlı, verici dostlarım…

Son günümüze, eski Mardin’de kahvaltıyla başladık. Sonrası Ulu Camii etrafındaki esnafla muhatap olmayla geçti desem abartmış olmam. Mardin’de gümüş ön planda… Ama siz siz olun, gümüş alacaksanız Midyat’tan alın. Orada daha uygun, asıl merkezi Midyat’mış zaten. Mardin’de kavak ağacı ipinden yapılmış lifler var. Doğal ve ıslak kalsa bile kokmuyor.  Bolca onlardan aldık. Tabii badem şekerlerini söylemeden geçemeyeceğim ve Mardin’e has leblebileri…  Burası İstanbul’a göre daha uygun… Hayat daha ucuz… Keşke buradaki kardeşlerimiz, buralarda iş imkânına sahip olsa da memleketlerini bırakmasalar.

Bu bölgede, kimse alınmasın, Mardin insanını çok sevdim. Samimi, güvenilir, içten, daha konuşulabilir geldi. Milliyetçilik duyguları ön planda değil. Yan şehirlerde milliyetçilik hat safhalarda. Bir lokantaya giriyoruz yemek veya tatlı yiyoruz, yabancı olduğumu anladıklarında bizim ikramımız olsun diyorlar. Böyle birşey İstanbul’da söz konusu bile olamaz.

Ben seviyorum bu toprakları… Karadeniz’de doğa güzellikleri, deniz ve yeşil harika… Bu kısımlarda da medeniyet beşiği, verimli topraklarıyla Mezopotamya ön planda… Her taraftan medeniyet tarihi fışkırıyor.

Seven sevdiğiyle buluşurmuş diyerek ver elini Van diyoruz:=)

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.