GÖZTEPE SSK HATIRASI

 Ne mutlu bana… Göztepe SSK’dan neredeyse aylardır alamadığım randevuyu aldım. Nefroloji 1: Merkez Hastane’deki polikliniklerden biri…

Baştan anlatmak gerekirse olay şöyle başladı. Nefroloji nasıl bir bölümse hastanenin sitesine girince “süper hazırlamışlar, aman da aman, online işlem yapabilirim” diyorsunuz. Tüm hastalıklar ve bölümler için randevu saatleri, günleri hazırlanmış, girip işlem yapabiliyorsunuz. Fakat nefroloji nasıl bir bölümse yetişkin nefrolojiyi listede göremiyorsunuz? Sanki birileri listede saklamış. Her tarafı tıklıyorsunuz yok. Sonrasında telefonla randevu için arıyorsunuz, sayıyor kayıttaki kadın dahliye için 1’i KBB için 2’i… Uzunca bir liste, sonuna kadar defalarca dinledim ama yok, nefroloji yok…
Uzun çabalarımdan sonra Göztepe SSK’nın telefonlarına çıkan görevlilerden biri, has bel kader Çocuk Polikliniğinden randevu almanız gerek dedi.
Allah razı olsun her kimse. Aradım Çocuk Polikliniğini. Sayarken en son yetişkin nefroloji için 35’i tuşlayın çıktı. Nasıl heyecanlandım. Tabi bir ay randevu almak için uğraştım. Merak ediyorum: Hangi akıllı Nefroloji’yi Çocuk Polikliniğine koyar? Uzun çabalardan sonra randevu almayı başarabildim Ama nefrolojiye telefonla veya netten randevu almak isteyenlerin vay haline diyorum. Nefrolojiye türkü bile yakılabilir. O derece…
Neyse gelelim hikâyemizin devamına… Randevu saatimden 20 dakika önce hastaneye geldim. Belgelerim hazırdı; hemen işlemlerimi yaptırdım, çıktım polikliniğe, muayene olacağım ya. Kapıda bir sıra sıkıntısı: kim önce girecek? Benim sıra numaram 25, orada bekleyenlerin 50, 8, 32… Bunu da anlayamadım ya orası da ayrı. Beklenen an geldi ve doktorun yanına girdim. Bu arada nefroloji özel hastanelerde bile her zaman rastlayacağınız bir bölüm değil.
Doktor beni öylesine sıcak öylesine güler yüzlü karşıladı ki demek isterdim emin olun. Gülümsemesine bile gerek yoktu aslında, somurtmasa yeterdi. Oturdum, neyin var dedi. Anlattım, sağ olsun tahlil verdi. Ama elini bana sürmedi bile. Muayene filan hak getire yani… Bana nasıl bir güveni var anlatamam. Sanırım görüşmemiz 2 dakika falan sürdü. Bu nasıl bir hız… Sağlık Bakanı haklı gerçekten… Atağa geçti hastaneler, herşey çok hızlı oluyor.
Keşke dedim doktorun yanındaki hız, tahlillerde de olsa… Sözde muayene iki dakika, reklam gibi… Muayene iki dakika, gel gel sen de gel…

Aşağı kan vermeye indim. Kan alma odası ayrı bir olay zaten. Kan alacak görevlilerin haricinde fiskos masası kurulmuş, hademeyle görevli sohbette… İçimden “Sübhanallah” dedim. Görevlilerle girdiğim muhabbetten hiç bahsetmiyorum. Onlar da benim Göztepe hatıramdan aldılar nasiplerini. Kendi kan örneğimi alt katta olan tahlile kendim götürdüm. Götürürken geçtiğim yol emin olun ki korku filmlerinden bir sahneydi. Kokudan ve çevresel kirlilikten hiç bahsetmiyorum. Kalorifer kazanları ve borularının arasından geçerek ulaştım çok şükür. Başka bir tahlil için lavaboya gittiğimde “el yıkama”yla ilgili bolca reklamı çıkan Sağlık Bakanlığı’na hayır duasında bulundum. “Hijyen” acaba nedir? Hastanelerde üstelik… Hijyen yenilebilir bir pasta mıdır? Yoksa bir çikolata markası mı? Tuvaletler ne durumdadır? Lütfen, çok merak ediyorum: Başhekim ve doktorlar hangi lavaboları kullanıyor? Gizli bir bölme filan mı var?
“Aman Allahım! Bugün nasıl bir gün!” diyesim geldi bir an. Vah dedim maaşımdan kesilen SSK primlerine.
Olay daha bitmedi. İki dakika görüşmekle şeref duyduğum sevgili doktor ultrason yazmış. Sağ olsun… Ne güzel… Fakat sıkı durun. Ultrason için randevu almak isteyenler ne yapacak? Cevap: Tabii ki on beş dakika yürümeyle gidilecek mesafede olan Merdivenköy polikliniklerinden randevu alacaklar. Yani muayeneniz Göztepe’de olsa da ultrason randevusu için Merdivenköy polikliniklerine gideceksiniz. Yuhhh dedim içimden. Yahu hasta olmayan bile hasta olur burada. Ben neyse ki kanlı canlı biriyim. Ama benimle birlikte ultrason verilen iki teyze ne yapsın? Taksi tutsan gitmez, yürüsen başka dert. Ya, bu nasıl bir sistem, sistem mi ya da? Teyzelerimle yürüdük velhasıl. Yürürken de düşündüm bilgisayar ağı kurmak bu kadar mı zor diye. Neden sadece iki çift lafla alacağın randevu için yürütürler milleti? Zahmet üzerine zahmet…
Ben hepsini özel bir hastanede de yaptırabilirdim. Fakat kesilen SSK primlerinin hatırına SSK ya gideyim dedim. O kadar prim kesiliyor, bunların bir karşılığı olmalı diye düşündüğümden başıma bunlar geldi.
Ulaştık tabi ultrason randevusüne bilin bakalım ne zamana randevu verdiler?Tam üç ay sonrasına. Yorumu size bırakıyorum…
Rica ediyorum yetkililerden: Allah için, bir gün tebdili kıyafetle polikliniğe gitsinler. Güler yüzlü doktoru, işleyen sistemi, pozitif personeli, kolaylıkları görecekler. Sağlık Bakanlığı çok büyük atılımlar yaptı gerçekten. Fakat SSK ve Devlet Hastaneleri’nin bozuk siciline ne zaman el atacaklar merakla bekliyorum. Hepimiz çalışıyoruz, herkes çok yoruluyor, herkesle kuzu sarması olmamıza gerek yok, sevgi poturcuğu de olmamıza gerek yok. Birbirimize ilan-ı aşk yapmamıza hiç gerek yok.
Sadece insana saygı… Kim olursa olsun insan olana saygı… Emin olun hastanelerde doktorlardan çok hasta bakıcı ve hizmetlilerin lafı geçiyor.
Doktorları mı motive edecek, çalışanlara elma şekeri mi alacak, hizmetlileri mi eğitecek, ne yapacaksa bunu Sağlık Bakanlığı yapacak. Yoksa emin olun benimle sıraya giren yaşı kemale eren hastalar ultrasona gidene kadar, tahlil sonuçları alana kadar hakkın rahmetine kavuşacaklar.
SSK’larla ilgili bir çok slogan bile geldi aklıma beklerken. Hastanın hakları diye asılan bilgiler yerine “Hastanelerde hasta olmamak için kurallar” “Hastaneye gelmeden önce yapılması gerekenler” “Çalışanlardan etkilenmemek için pozitif düşünme kuralları” yazıları asılabilir. Bunlar uzar gider.
Aman diyim, Allah kimseyi SSK veya Devlet Hastanelerine düşürmesin.
Güzel bir türküyle veda edeyim sizlere. Türkünün aslı Erzincanlı
Kadir Mevlam senden bir dileğim var
Beni SSK’ya muhtaç eyleme
Eğer SSK’ya muhtaç eylersen
Kara topraklara gark eyle beni…Sonunda olacağı da bu zaten…

GÖZTEPE SSK HATIRASI” için bir yorum

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.