Rss Feed
Tweeter button
Facebook button
Myspace button
Delicious button
Digg button
Flickr button

NEREDESİN EY NEZAKET!

Son dönem takıntılarımdan biri nezaket

Nezaketsizlikten hepimiz muzdaribiz aslında…

Nezaket nedir ve nereden öğrenilir?

Okusak da bir çırpıda nezaket sahibi olsak…

Hangi okulda öğretilir? Gitsek de öğrensek…

Nerde satılır? Alsak da kaynatıp bir çırpıda içsek, çiğneyip yesek de hemencecik nezaketli olsak…

Nezaket hakikaten nasıl elde edilir?

Evet, takıldım ben bu nezakete. Eksiklikler bunu daha da belirginleştiriyor sanırım:=)

Sakın kibarlık veya yumuşaklık diye algıladığım sanılmasın. Nezaket en insancıl hareketler dizisi… Ruhun ve gönlün hareketlere, sese, tavra yansımasını kastediyorum.

Bu söylediklerim öncelikle kendime… İletişimlerimize bakıyorum; otobüste, pazarda, işyerinde, orda burada, her yerde… İstem dışı dikkatimi çekiyor sözler, ifadeler, konuşmalar. Kendimi sınıyorum, gözlemliyorum.

Ağızdan çıkan sözler, tonlamasına varana kadar nezaket olarak nasıl çıkar?

Dillendirilmeyen, ama eksikliği çokça yaşanan, yokluğu hissedilen: Nezaket…

İletişim sorunlarının kökü: Nezaket…

Hatalardaki ısrar: Nezaket…

Yapmacıklığı aşikâr eden: Nezaket…

Tanımını çok bulmaya çalıştım, hatta ekşi sözlüğe bile baktım. Oradaki ifadeler şunlar:

- Nazik, ince olma, başkalarına karşı saygılı davranma durumu

- Nezaket, kendinizi ne kadar çok, diğerlerini ne kadar az düşündüğünüzü karşınızdakine belli etmemektir.

- İnsana para ile mal olmaz ama her şeyi satın alır.

- Bir kız ismi:=)

Benim için nezaket şu olsa gerek:

Eveti yüceltmeden, hayırı incitmeden söylemek; teşekkürü yerlere yatmadan, rica ederimi böbürlenmeden söylemek…

Saygı ve sevgi çerçevesinde gönle hitap ederek muamele etmek…

Örneğin;

Uzun yol otobüsünden inerken şoföre teşekkür etmek

Teşekkür edilince rica ederim demek…

Tatillerde veya akşamları telefonla aradıklarımıza rahatsız ediyorum, kusura bakmayın demek…

Size zahmet olacak ama, ifadesini kurmak…

Mısın? Mısınız? eklerini kelimelerin sonuna eklemek…

Aile, çevre ve eğitimin yanında nezaketsizliğin sebebi öncelikle egomuz, kendimizi fazla beğenmemiz… Kabul etmekte zorlansak da…

Ailesinden görmemiş, okumamış, ne yapsın seslerini duyar gibiyim. Tabii ki etkenler olabilir ama tek ve direk sebep değiller.

Bir diğer sebep de, karşımızdakini adam yerine koymama hali… Tabii ki alttaki özgüven eksikliği kendisini nasıl belli etsin:=)

Böyle davranırsa kabul göreceği görüşü de etkin tabii ki. Zanneder ki böyle davranışlar pirim kazandırıyor.

Gül bahçesine giren gül kokar der büyükler. Gül kokan yerlere gidip, gül kokanlarla birlikte olalım ki onların kokusu da bizi sarsın. Üzerimizdeki beğenilmeyen huylar hemencecik gitsin.

Yeterki o nasip etsin güzellikleri. Nasipsiz hayattan yine O’na sığınırım:=)

Facebookta arkadaşlara sordum, gelen cevaplardan seçtiklerim hiç de boş değil:=)

Aypar Binbay;Nezaket dostunun ayıbını yüzüne vurmamaktır. Nezaket karşındaki insanı kırmamaktır. Nezaket MEC ve MNC’dir.

Hüseyin Kaptan;Nezaket, tasavvuf ehlinin ve dervişlerin başlıca özelliklerinden biridir :=)

Sabiha Toy; Bana göre nezaket kendine yapılmasında mutlu olacağın şeyi yapmak, hoşuna gitmeyecek şeyi yapmamaktır.

Nûr Ul Semâ el-Mü’min; Emniyet veren

el-Gaffar: Günahını örten, bağışlayıcı

el-Rauf: Merhamet edici pek şefkatli

es-Sabur: Çok sabırlı olan

el-Vahhab: Çok fazla ihsan eden

el-Kerim: Çok ikram edici

el-Halim: Yumuşak davranan, hilmi çok olan

el-Latif: En ince işlerin bütün inceliklerini bilen, lütuf ve ihsan sahibi olan

Bana göre ”nezaket” özellikle bu Rahmani sıfatların insan üzerindeki tecellisi; kiminde az, kiminde çok…

Gülsen Güler; Nezaket; kendine saygı duymakla başlar sanırım. Kendine saygı duyunca zaten çevreye de saygı duyar insan. Değer verir muhatabına, değer verince nezaketsiz davranması imkânsız hale gelir. Nezaketi belki de yanlış anlıyor da olabiliriz. Günlük hayatımızda pek çok çıkardan, menfaatimizden dolayı muhatabımıza, çevremize gayet nezaketli davrandığımız olmuyor mu? Bir düşünelim bakalım, iş gereği telefondaki kişiye veya bir üstümüze gayet ölçülü, saygılı, nezaketli davranıp telefonu kapatınca ya da muhataptan ayrılınca gerçek duygularımızı dillendirmiyor muyuz? Dillendirmeye cesaret edemediğimiz durumlarda iç muhatabımızla söyleşmiyor muyuz? Şimdi bu yaptığımız nezaket miydi, yoksa iki yüzlülük mü?

Ben güzel ahlakı tamamlamak üzere geldim diyen bir insan-ı kâmil (sav)in ümmeti olduğumuzu unutuyoruz çoğu zaman. Getirdiği güzel ahlakın İslam’ın özü olduğunu hiç düşünmeyebiliyoruz. İslam adına, takva adına hatta daha ileri giderek diyebilirim ki dervişlik adına muhatabımızı görmezden gelerek, hiç bir değeri olmasa bile insan olma lütfuna mazhar olmasından dolayı ona gereken değeri vermezsek bu yaptığımız yüzeyde nezaketsizlik olur. Ama aslında bu ne olur ?????

Asıl onu düşünmemiz gerek sanırım.

Kimsenin kimseye ahkâm kesmesi yakışık almayacağı için bütün bu sözler zatıma ve düşüncelerime ve muhatabım sadece kendime…

Fatma Bölük Çinka; Nezaket, bir kırmızı gül goncası üzerindeki şebnem damlası gibi zarif, ince, latif, uyum içinde olabilmek sanatıdır.

9 Comments

  1. Mürvet Nur Tahtacı
    20 Şubat 2011 15:17

    “Evet”i yüceltmeden, “hayır”ı incitmeden söylemek; teşekkürü yerlere yatmadan, rica ederimi böbürlenmeden söylemek…

    Nezaketi çok güzel bir tarif etmişsiniz Tülay hanım; uzun uzadıya düşündürdü beni… Yüreğinize sağlık

  2. Elife
    21 Şubat 2011 09:27

    Bence nezaket; ince düşünceli olmaktır… Ve bir de; Türk sanat müziğindeki sözler ve nağmeler olabilir :)

  3. Melis Tezer Özgür
    21 Şubat 2011 09:38

    Lokman Hekim’e sordular:
    “-Edebi kimden öğrendin?”
    Lokman Hekim cevap verdi:
    “-Edepsizlerden öğrendim. Şöyle ki, onlar insanların hoşuna gitmeyecek bir şey yaptıklarında ben onlar gibi yapmamaya çalıştım.”

    Ne kadar güzel bir örnek. “Edep yerine “nezaket” kelimesini koyduğumuzda bence sonuç değişmiyor. Matematikte x’in yerine y koymak gibi… Sonuç aynı x=y=insanlık

  4. Selma
    21 Şubat 2011 12:52

    Seyhan Barajının yapımıyla ilgili olarak Adana’ya giden İstanbul’da doğmuş büyümüş iki genç mühendis, birlikte bir ev tutarlar ve ara sıra kendi yemeklerini evde pişirmeye karar verirler. Biri evde mutfakta hazırlık yaparken öbürü de fırına gider, ekmek almak sırası gelince fırıncıya
    “Bir ekmek verir misiniz, lütfen,” der.
    Bu ekmek isteyiş tarzına alışık olmayan Adanalı fırıncı merakla, “paran yok mu?” diye sorar.

    Hiç beklemediği bu soru karşısında hayrete düşen genç, şaşkınlıkla, “Vaaaar,” der.

    Fırıncı, biraz bozulmuş bir tavır içinde, “Öyleyse ne yalvarıyon; paranla değil mi!” diyerek gence ekmeğini verir ve arkasından tuhaf tuhaf bakar.

  5. Yeşim Erden
    22 Şubat 2011 10:53

    Selma Hanımın vurguladığı gibi, nezaket farklı bir dil gibi oldu ne yazık ki. Öyleyse, bu dili çocuklarımıza da öğretmeliyiz diye düşünüyorum. Ben hala, büyüklerimizin yanında bacak bacak üstüne atmamayı, bulunduğumuz bir yere biri girdiğinde en ufacık bir hareketle onun farkında olduğumuzu göstermenin gerekli olduğunu düşünenlerdenim. Ve elimden geldiğince de uygulamaya ve çocuklara hem sözle hemd de davranışlarımla örnek olmaya çalışıyorum.

  6. Gonca Albayrak
    22 Şubat 2011 11:44

    Eveti yüceltmeden, hayırı incitmeden söylemek; teşekkürü yerlere yatmadan, rica ederimi böbürlenmeden söylemek…
    Saygı ve sevgi çerçevesinde gönle hitap ederek muamele etmek…

    Benim içinde, nezaketin anlamını tam bu cümleler anlatmaktadır…. Sonuna kadar katılıyorum :) )

  7. salih özgür
    27 Şubat 2011 11:37

    tülay hanım hem yazınız,güzel olmuş,hemde önemli bir konu ,nezaket her yaratılmış canlıya saygı duymaktır,gönül kırmamaktır,bir hadisi şerif dinlemiştim,sav buyuruyorki allah kaba ve görgüsüz insanları cennetine almıyacakmış.bundan dolayı güzel ahlaklı insanın bir vasfıdır nezaket sahibi olmak,ama samimi ve içten heryerde aynı davranışı sergilemek,dindar insanlarımız bir yanlışımız,dini algılama bir eksikliğimiz var,ibadetleri önemsiyoruz,ama güzel davranışar yok, dürüstlük,nezaket,sayğı,adil olmak,cömert olmak güzel huylarımızı hayatımıza yansıtlamıyız,tekrar elinize sağlık, allaha emanet olunuz.

  8. Hcg damla
    25 Haziran 2011 15:59

    Geçtiğimiz aylarda bir şeyler ararken bu siteyi buldum ve bir iki sayfa bakındıktan sonra ayrıldım son zamanlarda bakıyorum da haftada hiç olmazsa 3-5 kere kendimi bu sitede buluyorum. yararlı ve faydalı bilgiler emeği geçen arkadaşlara teşekkür ederim.

  9. sd.hbbe srdr
    12 Ocak 2012 20:19

    es-selamunaleykum,
    geçen sene bana ve davama hitap eden bir site bakınıyorken, maalesef hiç de hoş olmayan durumlarla karşılaştım.sonrasında dilim yandı ve herhangi bir yerde paylaşım yapmadım.Bu sitenin çok faydalı olacağı belli,ellerine ve yüreğine sağlık tülay abla.

    Nezaket; zarar vermeden sevebilmektir.hem kendimize hem sevdiğimize.Bu herkes olabilir; anne-baba,kardeş,yaren,dost…Önemli olan sevgiyi zarar vermeden ifade edebilmek…ve araçlara değil asıl amaca bağlı kalarak sevmek…

Bir Cevap Yazın

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>