Rss Feed
Tweeter button
Facebook button
Myspace button
Delicious button
Digg button
Flickr button

Yollardayım.net "Tebdili mekânda ferahlık vardır"

ALIŞMAK…

İki alışmak var hayatımızda. Biri; vefatla  veya hayatımızdan çıkan birinin ardından alışmak, diğeri;  birine, bir işe, bir varlığa fazla alışmak.

Birincisi çok büyük bir nimet , insani, olması gereken…

Alışmak olmasa, vefat eden sevdiklerimizin ardından nasıl dayanabilirdik,

Alışmak olmasa, birbirimize nasıl tahammül edebilirdik,

Alışmak olmasa, varlığıyla hayatımıza girenleri, nasıl kabul ederdik…

Birde bağımlılıkla birlikte, arasında ince bir çizgiyi barındıran alışmak var. Aman ne tehlikelidir o.

Eşimiz bile olsa bağımlılık sınırında olan alışkanlığımız,

Bağlılık sınırını aşınca tüm ilişkiler alışkanlığın buradaki tuzağına düşüyor. Olması gereken bağlılık, bağımlılığa dönüyor  ve sıkıyor ruhları…

Sevdiğimize, arkadaşımıza, eşimize, kedimize:), kıyafetimize…alışmak. Her duyguda olduğu gibi bu tür alışkanlıklar sınır koyulmazsa bağımlılığa gidecek bir yol.

Bağımlı olan hem karşısındaki sıkar hemde kendine acı çektirir

Bağlı hem kendini mutlu eder hem karşısındakini

Bağımlı zaaflıdır, bağlı kutsaldır.

Bağımlılık ruhumuzda geçmişten gelen boşluğu doldurma çabası mıdır acep?

Bağımlı olmak her zaman tehlikeli bir durum…

Bağlılık her zaman olmalı, her daim…tülay arsal

6 Responses to ALIŞMAK…

  1. M. Nur Tahtacı dedi ki:

    Bağlı olmak, iki ayrı ipin düğümlenmesi gibidir… düğüm çözülse, Diğer iple düğümlenmiş hali kadar çok iş yapamaz belki ama yine de iki ip de ayrı ayrı iş görebilir…

    Bağımlı olmaksa yaşam enerjisini bir başka şeyden sağladığını zannetmek demektir. Ve o varlık kaynağından ayrılmak şöyle dursun, ayrılma ihtimali düşüncesinin bile oluşturacağı tedirginlik iki yönlü huzursuzluğa sebeb olacaktır…

    Bir psikolog, nişan merasimlerinde iki yüzüğün önce kurdelayla birbirine bağlanmasının ve sonradan kurdelanın kesilmesinin aslında nişanlı çifte bir mesaj niteliğinde olduğu belirtip şöyle demişti :

    Birbirinize bağlı olun; ama bağımlı olmayın…

    Vesselam…

  2. Semavi dedi ki:

    işlediği konuya göre yazının başlığı “bağlılık & bağımlılık” gibi olsa daha iyi olurmuş kanaatimce..

  3. Hüseyin KAPTAN dedi ki:

    tabi bide “farkındalık” lazım. yoksa insan kendini hep bağlı hisseder. belki bununla da ilgili bi yazı gelir 🙂

  4. Selma dedi ki:

    Sorun teşhis edilip çözüm sunulmuş güzel bir yazı.
    Bağımlı olmak kadar bağımsız yaşamaya alışmak ta başka bir sorun. Ülkesine, milletine, ailesine ve dinine BAĞLI olup Hakka hizmet edenlere ne mutlu.

  5. Tuba Yildirim dedi ki:

    Rabbimize ve sevdiklerine bagimli geri kalan her yaratilana bagli oldugumuz muddetce mutlu oluruz…
    Sahte tanrilara tapmak, o sey ne ise onsuz yapamamaktir…
    Fazlaca bagimsizlik ise baglilik iliskilerini zadeleyecek bir durum…
    Bu konu cook genis Tulaycim, kisa ve oz cok iyi toparlanmissin…eline kalemine saglik, devamini bekliyoruz…

  6. sd.hbbe srdr dedi ki:

    bağımlı olmak bağımlı olunan kişi olmadan hiçbir iş yapamamaktır.tek başına yaşamayı becerememektir.bağımlı olmak, sağlıklı görememek ve sağlıklı düşünememeyi peşinde getirir.

    Bağlı olmaksa, o olmasa da kendi varlığıyla da iş yapabilmektir, sevebilmektir…bağlı olduğun kişi yanındaymış gibi olabilmektir.tabi ben bağlı olduğum kişinin üstün nitelikte biri olduğuna inanıyorum. beni ve ruhumu HAKK’ A CC hazırlayan bir büyük!!!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir