NASIL GEZİLİR?

Çevremde çok merak edilen bir konu ile ilgili yazmak istiyorum. Ne zaman geziyorsun? Ne kadar çok geziyorsun? Ne zaman çalışıyorsun?

Hatta bazen beni telefonla arayanlar “Türkiye de misin? Diye sıkça sormakta.

Öncelikle sosyal medya’yı da aktif kullandığımdan eski paylaşımlarım güncel zannedilmekte. Yıllar önce gittiğim yerleri de tekrar paylaşıyorum, hatırlatmak için.

Gezmek, gezmek için vakit ayırmak. Çoğu zaman hayat tercihlerimizin sonucu. Tatilini denizde değerlendirmek, bir tatil köyüne gitmek, otelde zaman geçirmekte bir tercih; gezmek, yeni yerler keşfetmek, seyahat etmek, tüm zorluklara katlanarak yolcu olmakta bir tercih. Tercihlerimizin sonucuna katlanmakta ayrı bir mevzu.

İstemek… Gerçekten istemek. İnsanoğlu enteresan varlık. İstediği bir konuda istediğine dair sebepler üretirken, istemediği bir konuda da çeşitli mazeretler üretebiliyor. Mesele istiyor olmak.

Tercihiniz seyahat etmekse o zaman işe yıllık planlama yaparak başlayabilirsiniz. Tabii ki kesin olmayan ama kafanızda olası ihtimalleri bulundurarak başlayabilir siniz.

Ana nokta planlamak. Gerçekten gezmek istiyorsanız iyi planlama yapmalısınız, olası ihtimalleri de göz önünde bulundurarak A, B bazen C planları olabilir.

Önce ülkemizde yılda kaç gün tatil ona bakalım. Ülkemiz bana göre tatil cenneti.

Aşağıda sıralıyorum

Hafta sonlarından başlayacak olursak ayda en az 8 gün,  yılda 96 gün tatil. Bunların haricinde;

1 Ocak

23 Nisan

1 Mayıs

19 Mayıs

15 Temmuz

30 Ağustos

29 Ekim

Ramazan bayramı (3 ve üzeri)

Kurban Bayramı (4 ve üzeri)

Ben ve benim gibi gezen kişiler genelde resmi tatilleri bir gün önce veya bir gün sonra ile birleştirir. Yıllık izninizden çok kullanmamış olursunuz. 2-3 günlük gezilecek yerleri böyle halledebilirsiniz. Örneğin Antakya’ya gidecekseniz cumartesi sabah uçuşu alırsınız 05.45, 07.00’de orada olursunuz. Merkeze gidecekseniz 30 dakika da servisle geçebilirsiniz. Böylelikle Kahvaltıyı rahatlıkla Antakya’da yapabilirsiniz. Gezilecek yerleri önceden araştırıp, bilginiz olursa rahatlıkla zamanı iyi kullanırsınız. Bir gece kalıp, Pazar günü son uçakla dönebilirsiniz. İster aile ile ister grupla gidin ona göre plan yaparsanız, rahat edersiniz. Ama yola uykusuz kalma, aksilikler, aç kalma vs göze alarak çıkacaksınız. 05.45 uçağı için en az 3 saat önce (03.00 gibi) kalmanız gerekecek, ertesi gün dinç olmanız için bir gün önce uykunuzu almanızı gerek, bol kahve de iç görür.

Çocukları olanlar içinde rotalar oluşturulabilir. Öyle aileler gördüm ki bebeklerinin alışması için erkenden gezmeye başlıyor. Eşler gezmeyi seviyor ve bebekleri olduktan sonrada hayatın içinde onlarla seyahat etmeye başlıyorlar. Özellikle annenin rahatından daha çok fedakârlık etmesi gerekiyor. Kısa rotalarla test edip, alıştırma yapılabilir tabii ki.

Sadece gerçekten keyif aldığınız, sizi motive eden şeyin o olduğunu, istediğinizin doğru olup olmadığına kendiniz emin olun. Yoksa bebeklerde uyum sağlayabilir. Seyahat etmek keyifli kazançlı olduğu kadar külfetlidir. Rahatınızdan, uykunuzdan olursunuz ama katlanabilecek güçlü duygularınız varsa sıkıntı kalmaz.

Sonuç; mutlu olduğunuz şeyi yapın. Ve mutlu olmaya gidecek şartları da hazırlayın, bunun için elinizden geleni yapın.

Bir cevap yazın