Rss Feed
Tweeter button
Facebook button
Myspace button
Delicious button
Digg button
Flickr button

KUZEYİN VENEDİĞİ AMSTERDAM

Amsterdam’a giderken içimizde bir önyargıyı vardı. Uyuşturucu ve fuhuşun serbest olduğu bilgisini duyunca biraz tedirgin olmadık desek yalan olur. Fakat Amsterdama gidince çok rahat, görsel güzellikleri ön planda olduğunu görünce ayrı bir havaya girdik. Güneş ışıkları burada daha bir parlak mı ne:) Amterdam Hollandanın başkenti bu arada.

Ayrıca bulutlara daha bir yakınız sanırım:)

Amsterdam çok şirin bir şehir. O nasıl güzellikler, içinden kanallar geçiyor, her taraftan yeşil ve mavi fışkırıyor. İnsan yeşil ve mavide kendinden geçiyor. Her türlü, her çeşit, her ırk ve milliyetin barındığı bir yer. Kimse kimseden rahatsız değil.

Ünlü Dam meydanında koreli sanatçıları,filistine destek isteyen aktivistleri, çıplaklığı ön plana çıkaran figüranları, israil yanlılarını görebilirsiniz.

Muazzam bir trafik sistemi var. Yaya kaldırımları, bisiklet, araba yolları takdire şayan.

Burada bisikletler yollarıyla köylere bile rahatlıkla gidebiliyorsunuz.

İnsanlar bisikleti zevkine değilde işlerini görmek için kullanıyor. Günde 10-20 km bisikletle gidenler varmış.

Ayrıca bisiklet kazalarına genelde turistler sebebiyle oluyor. Bisiklet yollarını kaldırım zannedip ortasında duran çok.Bizzat bizlerde şahit oldukJ Kralından köylüsüne bisiklet sahibi insanlar.

İlgimi çeken bir şeyde. Üst geçişlerin bir özelliğide uçakların ve gemilerin üstünde gidiyor olması. Yaya olarak yani. Çok entresan bir görüntü oluşturuyor.

Hollandanın genelinde sular çok temiz, içilebiliyor. Hollandalılar lisan konusunda çok başarılılar.Resmi dilleri Flamanca. Gençler  beş dile hakimler genelde.

Balkonlardaki çiçekler dikkat çekici. Amsterdamdaki çiçek pazarıda gezilebilir.Herkesin bildiği ve anlattığı laleyi Osmanlılardan çaldılar muhabbeti sürüp gidiyor. Bu çok takınılması gereken bir konumu bilmiyorum. Adamlar emek vermişler yetiştirmişler, geliştirmişler pazarlamışlar, dünyaca ün yapmışlar. Bu durumda çalmış diyerek açıklamak bence haksızlık olur.

Kent güzel kanalları sayesinde “Kuzeyin Venedik’i” olarak anılıyor. Kanal tursuz bir Amsterdam gezisi eksik kalır. Kanal turu muhakkak yapmalısınız.Sağlı sollu sıralanmış evler, balkonları süsleyen çiçekler, nehirin üstündeki kanal evleri eşliğinde huzurlu bir gezi oluyor.

Hollanda da bir çok yer deniz seviyesinin altında bulunuyor.Bir zamanlar bataklık olan yerlere yerleşim alanları kurulmuş. Bir avantajları deprem bölgesinde olmamaları.

Her tarafta göreceğiniz takunyalar işte bölgenin bataklık olmasından dolayı eskilerde çok kullanılmış.

Hollandalılar markalaşma ve kurumlaşma konusunda çok iyiler. Her tarafta gördüğünüz patates kızartması aslında Belçika patatesiymiş ama Hollandalılar pazarlamayı iyi yaptıklarından Hollandalıların olmuş.

Amsterdamdaki ikinci günümüzde Volendam ve Marken’e geçtik.

Çok şirin köyler. Yolda yeldeğirmenlerini görmekte mümkün. Yel değirmenleri vakti zamanında su baskınlarını kontrol etmek için yapılmış. Çok büyük yapılar ayrıca.

Volendam sahil kasabası aslında. Balıkçılar var balık yiyebilirsiniz tabii balıkların alkolle harmanlanıp harmanlanmadığını sorabilirsiniz.

Hediyelik eşya mağazaları çok. Manzara harika.

Marken’de bir sahil kasabası. Protestan yoğunluk. Herkes birbirini tanıyor. Köy diyorlar ama bunlar nüfus açısından bu tanımlamayı yapıyorlar.Yoksa şehirden pekte farkları yok.

Yemek konusunda tedirginlik yaşayanlar için bence yiyecek çok şey var. Çin restaurantları, helal yemek lokantaları var.En kötüsü marketlerde rahatlıkla yiyecek bir şeyler bulabilirsiniz.

Bir daha Amsterdam’a gelebilirim:-)

Fotolara bakarken bulutlara dikkat lütfen:)

Bir Cevap Yazın

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>