Rss Feed
Tweeter button
Facebook button
Myspace button
Delicious button
Digg button
Flickr button

BALKANLARIN İNCİSİ MAKEDONYA…VE FOTOĞRAFLAR…

Daha önceden Kosova ve Bosna Herseğe gitmişliğimiz olduğundan bu bölgelere aşinayız. Balkanları çok seviyorum. Bizden, içimizden, her şeyleriyle kültürü, gelenekleriyle vs neredeyse aynı. Makedonya küçük bir ülke. Uçağımız Üsküpe iniyor. Türkler  ve müslümanlar en çok Üsküpte yaşıyor.

Üsküp çok şirin bir şehir. Vardar nehri buradan geçiyor. Şehirin mimarisinde dikkat çekici kısım şu; Vardar nehrinin bir tarafı müslümanların bir tarafı da hristiyanların yaşadığı bölgeler. Üsküpte Osmanlı eserleri olukça çok. Diğer kısımda da modern(!) yapılar, heykeller vs…dikkat çekici.

Burada bizi İslam öğrenci formu misafir etti. Tam bir İslam misafir perverliğiyle, samimi, içten, fedakar ve verimli. Merkezlerini ziyaret ettik. Çok düzenli, planlı, tertipli çalışmaları var. Doğru yoldan sapmadan yollarına devam ediyorlar.

İlk günümüzde Matka Kanyonuna gidelim dedik. Ev sahiplerimizle birlikte harika bir kanyon ziyareti yaptık. Yeşil bizim Karadeniz dolaylarını anımsatıyor. Adeta fışkırıyor. Hafif hafif sonbahar sarartması ve dökülen yapraklar o kadar harikaydı ki sanki bir an dünya’dan dışarı çıktık.

Kanyonda gezerek ve bir mağara ziyareti yaparak üsküpe geri döndük. Mağaraları oldum olası sevmem. Mağara keşifçilerinide hiç anlayamamışımdır. Ürkütücü ve korkutucu..

Klan isimli ufak bir hotelde kaldık. Beklentisi çok yüksek olmayanların ihtiyaçlarına hitap edebilir.

Makedonya en hikmetse Bosna ve Kosova’dan sonra biraz farklı geldi bana. Özellikle insanları. Sakin, samimi, yardımsever. Özellikle Arnavutlar için söylenen bazı ifadeler vardır. Sinirli oldukları söylenir. Fakat sinirleri zararsız, hemen geçen cinsten:) Yugoslavya’dan savaşsız ayrılan ülkelerden biri.

İkinci günümüzde Ohrid’e doğru kuzeyden güneye doğru inmeyi planlıyoruz. İlk durağımız Tetova. Yol boyunca dağların arasında geçiyoruz. Makedonya’nın he tarafı dağlar, nehirler. Henüz daha kirlenmemiş havasıyla,  kimyasal girmemiş, kirlenmemiş nehirler…Huzur veren bir havası var…

Kalkandelen’de iki üniversite var. En çok Müslümanlar bu bölgeye yerleşmiş. Renkli-Boyalı camii de görülmesi gereken camilerden. Ne kadar doğru bilemiyoruz iki kız çeyizleriyle yaptırmış. Caminin her tarafı çiçek buketleriyle dolu. Tam bir bayan eli değmiş gibi yani. Hiçbir motif baskıyla yapılmamış. Kalem işiyle yapılmış.

Biraz ilerliyoruz aynı bölgede Harabati Baba tekkesini ziyaret ediyoruz. Sonbahar bir tekkeye bu kadar yakışır. Yapraklar. Yeşi,sarı, kahverengi, kırmızı…Tekke kapısında güvelik görevlisi Cumali kardeş bizi karşılıyor. Kendisi görülmeye değer:) Çok harika bir mekanda sohbet ediyoruz. Bize katıldığı Bosna hersek savaşını anlatıyor…Ve bu tekkeye nasıl sahip çıktıklarını…Gözlerimiz yaşarıyor…hüzün ve sevinçle karışık duygularla yolumuza devam ediyoruz.

Yollara bayıldım…Yeşil bir tarafta, nehirler bir tarafta…

Ohride vardık…Harika bir göl. Kirlenmemiş, pırıl pırıl,tertemiz…Üsküp’ten üç saat uzaklıkta…Tam bir tatil beldesi. Avrupa havası burada daha çok. Bu tatil beldesinde bir Halveti tekkesi görmekte ayrı bir keyifJ

Makedonya’yı biz çok sevdik hele de orada yaşayan kardeşlerimizi….Hafsa Hacışerifoğlu  ve nişanlısı Furkan Abdula,  Esma Sherifi ve kardeşi İsmail Sherifi’ye misafirperverlikleri için teşekkür ederiz….

Yollar bizi bekler…Yola devam…

Bir Cevap Yazın

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>